RTÜK internet yönetmeliğini yayınladı

RTÜK “Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik” adındaki yönetmeliği sitesinde yayınladı. Yönetmelik 1 Ağustos 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Bu yönetmelikle RTÜK denetiminde olan televizyon ve radyo kanallarının internet ortamında yaptıkları yayınları da denetim altına almış oldu.

Bu yönetmelik içinde isteğe bağlı yayınlar ile internet üzerinden yayın yapmak isteyen radyo ve televizyon yayınları da artık denetim altına alınmış oldu. İsteğe bağlı yayınlar içinde Netflix, BluTV ve PhuTV gibi isteğe bağlı yayın yapan dijital platformlarda yasa kapsamına alınmış oldu.

Yönetmelikte MADDE 2 altında kişisel ve özel yayınlar ile sadece TV ve radyo yayını yapmayan tüm siteler ile kişisel ya da tüzel kişilerin sadece yayınlara yer vermesi veya yer sağlaması kapsam dışında bırakılıyor.

Yani RTÜK denetiminde olan TV ve radyo ile yayın yapan tüzel kişilerin internet ortamına özgü bir yönetmelik yayınlanmış oldu. Sadece özel isteğe bağlı dijital yayın yapan siteler denetime girmiş oldu.

Tüm kişisel yayınlar bu kapsam dışında tutulmuş oldu.

Aynı madde içinde “Kurumun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla” ifadesi geçiyor. Bu şart ile tüm kişisel site yayınları denetim dışında kalıyor. İleride yönetmelik içinde değişiklikler yapılırsa tüm özel ve kişisel yayınların tamamı RTÜK tarafından denetime tabi tutulabilir. Fakat şu an ki yasal düzenleme tüm kişisel yayınları denetim dışında tutuyor.

Şu an zaten RTÜK tarafından yayınları denetlenen tüm yayınların internet ortamındaki yayınlarının da denetime tabi olması mantıklı bir durumdur.

Haber kamuoyunda yayılınca tartışmalara sebep olan kısım ise ücretle satın alınan dijital platformlarında denetime tabi olması oldu.

Televizyon ve radyo yayınlarının denetim altında olması gerekiyor. Birçok ülkede de az ya da çok mutlaka belli sınırlar vardır. Her isteyen her istediğini yayınlayamaz. Bu yüzden RTÜK gibi kurumların olması ve denetimler yapması olağan durumdur.

Bunun nedeni ise şudur. Televizyon ve radyo ilk çıktığı yıllarda çok az evde vardı. Günümüzde ise o kadar yaygınlaştı ki artık her evde bulunan bir cihaz oldu. Hatta bir değil artık birkaç televizyon olan ev sayısı çok fazla hâle geldi. O zamanlar tek kitlesel iletişim aracı bu cihazlardı. Her evde vardı. Bir çubuk anten ve başka antenler ile ücretsiz izlenebiliyordu. Akşamları ya da gündüzleri tüm ailenin izlediği ve çocuklar dâhil her aile bireyinin bakabildiği cihazlardı. Özetle yediden yetmişe herkesin sınırsız ulaştığı kamusal bir alan haline gelmişti.

Kamusal alanlarda devletlerin yönetmelik ve/veya yasalarla düzenleme yapmaları çok doğaldır. Çocukların bile kolayca erişip izleyabildiği şeylerin denetim altında olması gerekiyor.
Bunu bir örnekle açıklayalım. Kamuya açık alanlarda örneğin sokaklar, caddeler veya herhangi bir alanda nasıl davranılacağı kanunlarla belirlenir. Çünkü sizin kişisel özgürlüğünüzün bir sınırı vardır ve başkalarının özgürlüklerini engellememelidir.

Dışarıda ben çıplak gezeceğim diyemezsiniz. Çok yüksek sesle müzik çalamazsınız. İçkili mekânların açılış saatleri, içki satış saatleri ya da sigara yasakları vardır. Her şey kanunla belirlenir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Dünyada da böyledir. Örneğin Japonya’da sokakta sigara içemezsiniz. Belirlenmiş sigara içme alanları vardır oraya gitmek zorundasınız.

Kamusal alanlar haricindeki yerlerde ise kişisel özgürlükler geçerlidir. Evinizde istediğiniz şekilde giyinirsiniz veya istediğiniz şeyi istediğiniz anda yaparsınız ya da yapmazsınız. İstediğiniz saatte istediğiniz şeyi dinler, izler, içer ya da yersiniz.

Bu yönetmelikte RTÜK kendi denetiminde olan yayıncı kuruluşların internet ortamındaki yayınlarını da denetlemesi çok doğal bir şeydir. Fakat isteğe bağlı yayıncıların da bu kapsama alınması kişisel özgürlük alanına giriyor.

Nedeni ise şudur. Bu yayınlara herkes ücretsiz şekilde ulaşamıyor. Her eve giren bir şey olmadığı için kamusal alan olarak görülmemesi gerekiyor. Televizyon gibi herkesin ulaşabildiği bir cihazdan da seyredilemiyor. Çocukların veya gençlerin izlemesi için tablet, dizüstü, masaüstü bilgisayarı ya da akıllı telefonu olması gerekiyor. Bu cihazların olması ulaşılabildiği anlamına gelmiyor.

İkinci durum ise para ile satın alan kişi ev içinde kimlerin izleyebileceğini şifresiyle belirleyebiliyor. Ayrıca Netflix kendi filtreleri ile kullanıcıya istemediği şeyleri sunmama gibi özellikleri var. Ek olarak çocuk koruma özellikleri gibi ek özellikleri de var. Ailedeki büyüklerin tam denetiminde olan yayınlardır.

Ayrıca eskiden TV ve radyo yayını aynı anda tüm aile bireyleri tarafından topluca izlenirdi veya dinlenirdi. O zaman kamusal alan olarak görülür. Bu yayınlarda ise kişisel yayın var. Televizyon açıldığında herkes aynı şeyi izliyordu. Fakat burada durum tam tersidir. Evin büyüğü kendi cep telefonunda kulaklığını takıp sansürsüz bir dizi izleyebiliyorken evin çocuğu çocuk filtre koruması olan bir çocuk dizisini izleyebiliyor.

Tüm dünyada kamusal alanlar içinde gerekli yasal düzenlemeler yapılır. Kişisel özgürlük alanına müdahale edilmez.

Bu kişinin evinde kendi kişisel özgürlük alanında para vererek çocuğuna ya da kendisi için aldığı kişisel kararlara müdahale olarak görülebilir. Anayasamızda da kişisel haklar ve özgürlüklerin korunması hakkında maddeler bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru bile yapılabilinir.

Kişinin kendisi, ailesi veya çocuğu hakkında doğru kararları verebilecek durumdadır. Ne zaman ne seyretmek istediğine kendisi karar verir ve kamusal olmayan alanlarda kendi kişisel alanında istediğini yapabilir. Bu tür düzenlemeler ileride kişisel yayınları da kapsar ise durum kişisel özgürlük adına kötüleşir.

Kişisel özgürlük alanlarına müdahalede en kötü örneklerden birisi de Kuzey Kore’dir. Kuzey Kore’de kişilerin sokakta ne giyeceği veya berberde kaç çeşit saç traşı olabileceği veya evinde ne seyredeceği hatta nasıl düşünmesi gerektiğini bile devlet belirliyor.

Ayrıca tüm dünyada genel görüş bir şey yasaklandıkça o şeye olan ilginin daha da arttığıdır. Bu şekilde toplumun düzenlemesi pek işe yaramaz.

Öncelikle eğitim sistemiyle toplumun bilgi ve kültür düzeyi arttırılır.

Bu tür dijital platformlardaki yayınların kalitesi gerçekten kötü de olabilir ya da toplumsal değerlerimizle hiç uyuşmayabilir.

Bu yayınlarla çok kaliteli içeriklerle rakip çıkararak baş edebilirsiniz. Denetim getirmek sansürlemek en kolay yoldur fakat çare değildir. Halka karşında daha iyi bir seçenek sunarak iyiye yönlendirebilirsiniz.

Notlar:

RTÜK tarafından yayınlanan yönetmeliğin tam metni aşağıdaki linktedir.
https://www.rtuk.gov.tr/assets/Galeri/Haberler/radyo-televizyon-ve-istege-bagli-yayinlarin-internet-ortamindan-sunumu-hakkinda-yonetmelik-taslagi.pdf

Yönetmeliğin Resmi Gazete’deki yayınlanmış hali aşağıdadır.
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/08/20190801-5.htm

Yorum Yazın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir